We use cookies in this website to serve you better.

We use cookies to personalize content and ads, provide social media features, and analyze traffic. We may also share information about your usage of our site with our social media, advertising, and analytics business partners. Our business partners may match this information with other information that you provide to them or that they collect while using their services.

What is the cookie?

Cookies are small text files that web-sites use to make their experience more efficient. According to the GDPR, we can place the cookie absolutely necessary for the operation of this site.If you have an account and do not want to these cookies you should delete account after login. For other types of cookies we need to get permission from you. This site uses different types of cookies. Some cookies are placed by third party services on our pages like google analytics. You should change your cookie settings in their privacy pages because of we can not interfere to those cookies. Your permit is valid for the following areas: web.tv

26 Nis 2010 AKPli vekil Ermenilerden özür diledi.Eski ortakları BDPli Soykırım dedi. KARDEŞLER. AKP Ermeni-PKK AÇILIMI

26 views
Category News
Date Added
LanguageTurkish [Türkçe]
Description
Ermeni Soykırım yalanının alt yapısı AKP iktidarlarından önce, Ermeni soykırım tasarısının tanınması ve PKK’nın masum bir terör örgütü olduğu yönünde kimse haber yapamıyordu. Köşe yazıları yazamıyordu. İç politikada, tartışılamıyordu. AKP, gece sabaha karşı, Torba Yasalar çıkardılar. Bugün artık, köşe başlarını tutmuş, gerçek kimliğini gizleyen kriptolar, köşelerinde ve televizyonlarda, 1915 sözde Ermeni soykırım yalanının tanınması için adeta yarış yapmaktadırlar. Toplumu bu soykırım iddiasına alıştırmaya çalışmaktadır. iktidarların önce, 1915 Ermeni soykırım yalanını tanıyan ülke sayısı 9 iken, AKP döneminde, bu yalanı tanıyan ülke sayısı 40’ı geçmiştir. Ak-Parti iktidarlarının, PKK ve Ermenilerle balayı yaşmasının ve dönemin başbakanı BOP eşbaşkanlığı , 1915 Ermeni soykırım yalanının, 99. yılında, “Ölen Ermeniler için taziye yayınlaması” (Soykırım iddiasının tanınmasın) önünü açmıştır. Bu durum tesadüf değildir. Dönemin Türk Tarih Kurumu Başkanı, bugün Milliyetçi Hareket Partisi başkan yardımcısı, Yusuf Halaçoğlu’nun, vermiş olduğu konferanslarında, Ermeni tezlerini çürüterek onları saf dışı bırakırken, Yusuf Halaçoğlu’na iktidar destek verecek yerde, Ermeniler istemedi diye, O’nu görevinden alınması da tesadüf değildir.

Türk Bayrağının ayaklar altına alındığı, Ermeni bayrağının altında Erivan’a, maç seyretmeye dönemin Cumhurbaşkanı gitmedi mi? Ermenistan Cumhurbaşkanı maç sonrası, gençlere yaptığı açıklamada; Biz Karabağ’ı aldık. Sizde, Kars ve Ağrı’yı alın demedi mi? Bu iktidar, Türkiye’de Ermeni ve Kürt konferansları yaptırmadı mı? İşte AKP’nin yaptığı bu ve benzeri çalışmalar, Ermeni tasarısının kabul edilmesinin alt yapısını hazırlamıştır. Yarın Avrupa Parlamentosu karar alıp, “Siz terör örgütü PKK ve onun elebaşı ile bahar havası yaşıyorsunuz, pazarlıklar yapıyorsunuz, bizde, PKK’yı terör örgüt kapsamından çıkardık derse ki diyecek, Papa’da okeylerse, o zaman AK Parti hangi türküyü göstermelik söyleyecektir?

SOY KIRIM TASARISININ TANINMASI NE ANLAMA GELİR?
Çıkarılan torba yasalarla, PKK adlı terör örgütünün siyasallaştırılması ve 1915 sözde Ermeni soykırım inkârının 99. yılında, ölen Ermeniler için taziye yayınlanması ile tanınmasında, Ermenilerin 4T, dedikleri plan devreye girecektir.

Oyunu bozuyoruz.; Bu palavra ile Türk milleti'nin başına örülmedik çorap kalmadı. Tek bozabildikleri milli değerlerimiz

-Ermenistan Devlet Başkanı Sarkisyan Türkiye-Ermenistan maçı için Bursa’ya geldiğinde “İki devlet, bir millet” olduğumuz Azerbaycan’ın bayrakları çöpe atıldı. “Ya içimizdeki Fransızlara ne diyeceğiz? Yağmur yağdı ve bütün salyangozlar ortaya çıktı... Dışarıdaki ihanetleri biliyoruz da asıl içimizdeki ihanet hiç bitmeyecekmiş gibi görünüyor. Bence esas tehlike de bu...”
AKP iktidarı dönemindeki “Ermeni açılımların” kabaca bir çetelesini çıkaralım mı?

-AKP iktidarına kadar Türkiye, “sözde soykırım” ifadesini kullanıyordu. Erdoğan, hem de Fransa’da bunu soran bir gazeteciye, “sözde desek ne olur, demesek ne olur” cevabını verdi. (Atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra gel de bugün yandaş gazetelerin ‘soykırım’ın başına ‘sözde’yi koymasına inan)

-Ermenistan ve diyasporayla gizli görüşmeler yapıldı. Başbakan Davutoğlu, bu gerçeği daha birkaç gün önce itiraf etti.

-Nasıl sonuçlanacağı başından belli değilmiş gibi, Türkiye’nin “soykırım” iftiralarını Uluslararası Lahey Adalet Divanı’na götürmesi için gizli hazırlıklar yürütüldü.

-Ermeni ve emperyalist jargonuyla, “1915 olayları” ifadesi, hem de MGK kararıyla benimsendi.

-1880’lerde Ermeni çetelerinin Doğu’daki katliamlarda üs olarak kullandığı Akdamar Kilisesi onarılıp, ibadete açıldı. Yerleşim yerlerine eski Ermeni isimleri verildi. Ermenilerin “bizim” dediği tüm mal mülkler “iade” edildi.

-Ders kitaplarına Ağrı Dağı için yanlışlıkla(!) “Ararat” yazıldı.

-Diplomatlarımızı katleden ASALA terörünün yükselişe geçtiği ve “soykırım” iftiralarının güçlü şekilde gündeme taşındığı dönemlerde çıkarılan, “Ermenistan’ın düzenleyeceği davetlere katılmama” genelgesi kaldırılıp, diplomatlarımızın Ermeni resepsiyonlarında boy göstermesine izin verildi.

-“Türkiyeli aydınlar”ın başlattığı, Ermenilerden özür dileme kampanyasına en büyük desteği dönemin Cumhurbaşkanı Gül verdi.

-Ermeni Anayasası ve Milli Strateji Belgesinde, “Batı Ermenistan” hedefleri yer aldığı, ülke sembolü olarak Ağrı Dağı kullanıldığı halde, Türkiye-Ermenistan protokolleri imzalandı.

-Dönemin Cumhurbaşkanı Gül “ABD’nin telkini” ile Erivan’a gitti. Bu ziyaretin “takdirle karşılanacağını ve cesaret olarak görüleceğini” söyledi, “Ermenistan’ın jargonunun değiştiğini” anlattı.

-Emperyalistlerin ve PKK’nın “soykırım” dediği Dersim için devlet adına özür dilenerek, bir anlamda sonraki “özürlerin” yolu açıldı.

-2011 yılında “Ermeni, Süryani, Pontus, Kürt soykırımını” tanıma kararı alan PKK’nın siyasi uzantılarıyla, düne kadar bu karar hiç sorun yapılmaksızın, görüşmeler sürdürüldü.

-AKP iktidarı döneminde çok sayıda ülke parlamentosu “soykırım” iftirasını tanıdı. Pek çok ülkede “soykırım anıtları” dikildi, bazı ülkeler “soykırım yapılmadı” denmesini dahi yasakladı. Ancak o ülkelerle ilişkilere hiçbir “hâlel” gelmedi.

Uzaktan kumandalı bir yönetimin sefil açılımlarıyla Türk Milleti’nin başına PKK’nın pis donu geçirilmiştir. Bu rezil açılımın açık tarifi budur!

Devletin vali yardımcısı PKK’lı karşılıyor. T.C.’nin savcı ve hakimi çadır devletine dönüştürülen ülkede PKK’nın ayağına gidip seyyar görev yapıyor. T.C.’nin savcısı, hakimi bu rezilliği zul saymaz mı? Rezil bir çadır tiyatrosunun yargı mensubu olmak yerine, onurlarıyla istifa etme yolunu seçemezler miydi?
Tarih bilen bu tablonun ne anlama geldiğini çok iyi bilir. Bu tablo çöküşün tablosudur!

1919’a nasıl geldik? Bu sorunun cevabını araştırırsak, Meşrutiyet diye başlayan dönem ile demokratikleşme diye sürdürülen bu sürecin nasıl benzeştiğini de görürüz.

Osmanlı’ya Sevr’i dayatanlar günümüzde yeniden SEVR’i dayatıyor. O dönem buldukları yerli işbirlikçilerin devamı gene işbaşında.

Ne demişti Ermeniler? “Hele önce Kürtler ayrılıp Kürt devletini bir kursun, sonra Kürtlerden alıp “Büyük Ermenistan”ı kurmak kolay olur” demişlerdi değil mi?

Ermeni ve Kürt açılımı neden eş zamanlı yapıldı dersiniz? Bu cevabı da sizlerin o engiiin ferasetinize bırakıyorum değerli Mankurtcuk...
Tags