We use cookies in this website to serve you better.

We use cookies to personalize content and ads, provide social media features, and analyze traffic. We may also share information about your usage of our site with our social media, advertising, and analytics business partners. Our business partners may match this information with other information that you provide to them or that they collect while using their services.

What is the cookie?

Cookies are small text files that web-sites use to make their experience more efficient. According to the GDPR, we can place the cookie absolutely necessary for the operation of this site.If you have an account and do not want to these cookies you should delete account after login. For other types of cookies we need to get permission from you. This site uses different types of cookies. Some cookies are placed by third party services on our pages like google analytics. You should change your cookie settings in their privacy pages because of we can not interfere to those cookies. Your permit is valid for the following areas: web.tv

BUNLARI ÂKİL TAYİN EDEN BENDİM, ÖZÜR DİLİYORUM! /Yalan mı Tatar Ramazan? Servet AVCI 25 Şubat 2016

20 views
Category News
Date Added
LanguageTurkish [Türkçe]
Description
BUNLARI ÂKİL TAYİN EDEN BENDİM, ÖZÜR DİLİYORUM! /Yalan mı Tatar Ramazan? Servet AVCI 25 Şubat 2016

Öztürk Türkdoğan: Adında da, soyadında da 'Türk' vardı ama kendi ifadesiyle Türk değildi... Aynı zamanda İHD Başkanı'ydı... Kendisini Akdeniz Bölgesi âkillerinden yaptım... Meclis'teki komisyona geldi ve "Andımız kaldırılsın, bir Kürt çocuğu 'Ne mutlu Türk'üm diyene' demek zorunda kalmamalıdır. Yine şehirlerin girişlerinde, dağlarda tepelerde 'Ne mutlu Türk'üm' yazıları var. Bunlar kaldırılmalı" teklifini yaptı... "Türklüğü kaldırmaya önce kendi adından başla" diye çıkışılınca "Zamanı gelince o da olacak" dedi... Şimdilerde PKK'yla mücadelede ağır silahların kullanılmasından fevkalâde rahatsız ve kendince Cenevre Sözleşmesi'ni dayatmaya çalışıyor... Kendisini âkil tayin ettiğim için çok pişmanım, özür diliyorum...

Zübeyde Teker: Kendisini "Barış için Öcalan'a özgürlük" kampanyasından tanırdım... Profiline onun sözünü koyacak kadar sıkı Apocuydu... "PKK terör örgütü değildir" propagandası yapan ve zaten PKK ve KCK tutuklularıyla ilgilenen, onların açlık grevlerine destek olan federasyonun başkanıydı... "Başta Öcalan olmak üzere cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlüler bırakılmadan dağdan inişler olmaz" diyordu... Şimdi de 'Sur'da siviller katlediliyor' kampanyasını yürütüyor... Bir an gaflete düşmüştüm, kendisini Doğu Anadolu Bölgesi Akil Heyeti'ne seçmiştim, özür diliyorum...

Hüseyin Yayman: Adına 'çözüm' denen süreçte 'taraflar'ın görüşlerini harmanlayıp halka aktarma işi görüyordu... 'Görev'ini iyi yapıyordu... PKK ne zaman yan çizse, sözde silah bırakacakları yeni tarihi o açıklıyordu gazetedeki köşesinde... Çözüm süreci için "Bu bir devrim, 30 yıllık akıl tutulması bitti" şeklinde müjdeler veriyor, insanları sürece ısıtıyordu... Pek derinliği olmamasına rağmen 'kadro'su gereği bir nevî 'halkı rehabilite' işine bakıyordu... Kobani için sırıtarak yaptığı -ki en büyük özelliği buydu- 'ikinci Stalingrad' benzetmesiyle zirveye çıkmışlığı da vardır... Çözüm sürecinin bu fedaisini önce 'âkil adam', şimdi de Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakan Yardımcısı yaptım... Olsun, yine de özür diliyorum...

Lami Özgen: KESK Başkanı'ydı, KCK operasyonunda Silvan'da gözaltına alınmıştı... Sonra tahliye edildi... İddianamede "Daha önce de aynı suçtan yargılanmış, mahkûm olmuş, temyiz yargılaması devam eden ve terör örgütünün siyaset akademisinde örgüt üyelerinin eğitiminde görev almış bir kişidir" deniyordu... Dâvâ sürerken kendisini âkil yaptım... O da şaşırdı bu işe... Bizim Beşir Atalay'a sormuş, o da "Engel değil" demiş... Lami Bey bu durumu "Bir yandan terörist, bir yandan âkil insan. Bu benim şahsımda bu ülkenin trajedisi'' şeklinde tanımlıyordu... Şimdi bunun için de özür diliyorum...

Ahmet Gündoğdu: Memur-Sen Genel Başkanı'ydı... Baktım ki çözüm sürecini çok iyi anlatacak, onu da 'âkil' yaptım... "Çözüm sürecini hayvanlar bile anladı ama bazı insanlar anlamadı" sözü de kendisine aittir... Kendisini çok sevdim, hızımı alamadım, bir de milletvekili yaptım... Özür diliyorum...

Celalettin Can: Eski Dev-Genç'lidir... 78'liler Vakfı Başkanı'dır... 20 yıla yakın cezaevinde yattı... 'PeKeKe'nin terör örgütü değil, siyasî bir örgüt olduğunu savunmasıyla tanınır... O çizginin gazetelerinde yazar... Ülkemize barış gelsin diye onu da ben İç Anadolu bölgesinden âkil olarak atadım... Sonra çıktı âkil adamlar fikrinin Öcalan'a ait olduğunu söyleyerek beni zorda bıraktı... Bu yetmezmiş gibi heyette BDP'nin belirlediği 19 kişinin olduğunu ifade ederek, sırlarımı ifşa etti... Onu seçtiğime de pişmanım, hem de çok pişmanım, yine özür diliyorum...
***
Köşemiz yetmeyeceği için bu kadarını yazabildim... O listede daha bir yığın var bunlardan... Ne teklifler, ne teklifler yaptılar, ne kamuoyu oluşturmaya çalıştılar...

Bayrağımızı beğenmeyenler, devletimizin adına gıcık kapanlar, tek muhatap Öcalan'ın alınmasını isteyenler, onun vizyonuna hasta olanlar, sabah akşam güvenlikçi politikalara küfredenler, halkı rüya görmeye zorlayanlar, Türk'ü duyunca krize girenler, teröriste terörist diyemeyip, sürekli 'devlet terörü'nden bahsedenler, neler neler... Teröristin mektubu Diyarbakır'daki meydanda okunurken, hıçkırıklara boğulanlar... 'Kardeşlik kazandı' başlıkları atanlar...

Şimdi gelinen noktada, kimse o dönemin sorumluluğunu almadığına göre özür dilemek bana düşüyor... Tek başıma düşündüm, tek başıma karar verdim... Hiçbir yerden talimat almadım... Hepsini ben âkil tayin ettim... Birisi özür dileyecekse o da benim...

Ekmek Mushaf çarpsın pişmanım, hem de çok pişmanım... Yalan mı Tatar Ramazan?