We use cookies in this website to serve you better.

We use cookies to personalize content and ads, provide social media features, and analyze traffic. We may also share information about your usage of our site with our social media, advertising, and analytics business partners. Our business partners may match this information with other information that you provide to them or that they collect while using their services.

What is the cookie?

Cookies are small text files that web-sites use to make their experience more efficient. According to the GDPR, we can place the cookie absolutely necessary for the operation of this site.If you have an account and do not want to these cookies you should delete account after login. For other types of cookies we need to get permission from you. This site uses different types of cookies. Some cookies are placed by third party services on our pages like google analytics. You should change your cookie settings in their privacy pages because of we can not interfere to those cookies. Your permit is valid for the following areas: web.tv

`Eğer oğluma birşey olduysa yıkarım bu memleketi koltuklarında rahat oturamayacaklar`

12 views
Category News
Date Added
LanguageTurkish [Türkçe]
Description
"Terör eylemleri hükümete değil Devlete ve Millete karşı yapılır''
Ancak ülkede defalardır meydana gelen patlamalarda bu ortamı yaratan hükümetin ve istihbaratın da sorumlu olduğunu unutmayın..
Eviniz 1 yılda 3 kez soyulsa ve bekçiniz "Abi valla güvenlik zaafiyeti yok" dese; ağzını yüzünü kırarsınız adamın.

Ortadoğu’da 3. Dünya Savaşı provaları yapılıyor. Bu provalar yapılırken, hangi ülkenin nasıl tepki vereceği, hangi cephede yer alacağı da ortaya çıkıyor. Hesaplar ülkelerin hangi cephede olduğunu belirleyerek yapılacaktır. Ve Türkiye tam da bu ateş çemberine Sokulmuştur
3'ncü Emperyalist Paylaşım Savaşı Emperyalizm ne zaman ekonomik yönden bir tıkanma yaşansa, bir savaş başlatılır. Savaş ekonomisi üzerinden, yeni sınırlar belirlenir. Lokmalara ayrılacak ülkeler bellidir de, lokmaların kimler arasında paylaşılacağı hesapları yapılıyor.
Ve dünya gerçekliğinden kopmuş, olaylara UZAYLI gibi bakan Mankurtlaştırılmış şakşakçı Bir Topluluk var... Gerçekten bugün de bolca örneğine rastladığımız “mankurtlar“, ulus bilincinden uzaklaştırılmış birer “köle” durumuna sokulmuş durumdadırlar. Bilmedikleri bir amaç uğrunda, sırf “karınlarını doyurmak” için mankurtlaştırılmış binlerce insan, tanımadıkları varlıkların “köleliğini” yapıyorlar. İşte mankurtluğun en acı tarafı da burada ki, bu bilinçsiz insanlar ne durumda olduklarını bile bilmiyorlar.

Sonuç Açılımın Zehirli Meyveleri Bombalar -
Türk Ordusu’nu yok sayıp; sanatçı kılıklı soytarılarla, aydın kılıklı Batı düdükleriyle, F-CİA’nın polisleriyle açılım toplantısı yapanların, ülkeyi getirdikleri yer işte burasıdır. Hülya Avşar, Kadir İnanır, Bülent Ersoy, Orhan Gencebay gibi zavallılarla ülke meselelerine çözüm arayanlar, yani milletle dalga geçenler, artık Suriye’ye de bunlarla girersiniz… Çocuklarınızı asker olmaktan kurtardınız. Ücretini ödeyip, “ADAM OLMAKTAN” muaf kıldınız.

Ey ahmak takımı, sen Türk düşmanı Suud(devletler liginde mahalle takımı) ile Suriye’ye gireceksin. Ajan cennetine çevirdiğiniz ülkede, YÜZBİN’in üzerindeki uyuyan İŞİD hücreleri harekete geçirilecek. PKK; “depolanmasına göz yumduğunuz 200 TON BOMBAYLA” metropolleri patlatacak. Ve;
BOP eş Başkanlığı eliyle; Yahudi Kürdistanı’nın Türkiye parçası da haritaya eklenecek hale getirilecek öyle mi?

Bir ülkenin saçak payları, yapılacak bir saldırıya karşı, “dalgakıran” görevi yapar. İşte o dalgakıranlar artık yok. Savunma ülkenin ana sınırları dışında başlatılsaydı, Sur-Cizre görüntüleri yaşanmazdı. Kandil’i Güneydoğu’ya taşıdılar.
ABD-İsrail çıkarları için kıyakçılık yapanların akıbeti, AYAKÇILIK oldu.

Önderi içeri tıkılan, moralce çökmüş bir örgüte;
“Habur, Oslo, Dolmabahçe” de hayat öpücüğü verenler, PKK ve PKK’nın gerçek patronlarına (ABD, İsrail, İngiltere, Barzani, Almanya, Yunanistan, Hollanda, İtalya v.b.) ayakçı oldu.
“Suriye parçalanırsa Türkiye parçalanır” dedik. Kerkük-Musul giderse, Diyarbakır gider dedik. Dertleri ülke olmayanlara anlatamadık.
Yabancı istihbarat elemanlarının resmi kurumlarımızda çalıştırıldığı ülkemiz, ajan cenneti oldu.