We use cookies in this website to serve you better.

We use cookies to personalize content and ads, provide social media features, and analyze traffic. We may also share information about your usage of our site with our social media, advertising, and analytics business partners. Our business partners may match this information with other information that you provide to them or that they collect while using their services.

What is the cookie?

Cookies are small text files that web-sites use to make their experience more efficient. According to the GDPR, we can place the cookie absolutely necessary for the operation of this site.If you have an account and do not want to these cookies you should delete account after login. For other types of cookies we need to get permission from you. This site uses different types of cookies. Some cookies are placed by third party services on our pages like google analytics. You should change your cookie settings in their privacy pages because of we can not interfere to those cookies. Your permit is valid for the following areas: web.tv

NEDEN KİLİS'E FÜZE ATILIYOR Kilisliler Sesimizi duyan yok mu

11 views
Category News
Date Added
LanguageTurkish [Türkçe]
Description
Büyük Ortadoğu Projesi’ne destek vermenin Türkiye’nin karşısına çıkaracağı sorunlar, sorumluluğunu hiçbir kişi ya da kurumun yüklenemeyeceği kadar ağırdır. Türkiye’nin gücünü, hangi gerekçeyle olursa olsun, ABD ve İsrail politikalarına alet edenler, Türk Milletinden olduğu kadar bölge halkının da nefretini kazanacaktır. Türkiye, Ortadoğu’nun yoksul halkına yönelen emperyalist saldırıya katılır ya da destek olmayı sürdürürse, yalnızca toplumsal değerlerini değil, onunla birlikte, emperyalizme karşı savaşımla elde ettiği ulusal varlığını da yitirecektir.

Türkiye, varlığıyla ilgili ağır bir tehdit altındadır. Batının, özellikle ABD’nin Ortadoğu’dan uzak durması mümkün değil. Bu bölgede bağımsız ülke olarak politika yürütmek, güçlü olmayı ve ödünsüz Milliyetçi olmayı gerektirir. Bölge ülkeleriyle birlikte davranmayı zorunlu kılar. "Ülkeyi satmakla mükellefim" diyenlerin, iç politika unsuru olarak girişeceği ABD denetiminde girişeceği eylemler üniter devlet yapısı için sonun başlangıcı olacaktır. Ulusal eylem, özellikle askeri girişim, niteliğine uygun önderlik gerektirir. Emperyalizme direnmek ve politikasını geçersiz kılmak, yüksek Vatan sevgisi, kararlılık ve anti-emperyalist bilinç ister. İşbirlikçinin, işbirlikçiliğini yaptığı güce karşı direnmesi, şimdiye dek görülmedi. Türkiye’yi içinde bulunduğu tehlikeden, günümüz koşullarını bilen Atatürk'ü kavramış Türkçü kadrolar kurtarabilir. Sorun çözecek eylemi ancak onlar başarabilir.

Parçalanmanın ön uygulamaları başlamıştır. Türkiye Washington’dan yönetilen bir ülke durumundadır. Dış istekler, sorgulanmadan yerine getirilmektedir. Ulusların kaderlerini tayin hakkı yerine halkların ve toplulukların kaderlerini tayin hakkı yasalaştırılmıştır (İkiz Yasalar). İktidar ve muhalefet AB Özerklik Şartındaki çekincenin kaldırılacağını söylemektedir. Ayrılıkçı devinim, siyasileşmiş ve kalıcı bir güce ulaşmıştır. Doğuda mahkemeler kurulup vergi toplama denemeleri yapılmıştır. Ülkenin geleceğine yön verenler, anti-emperyalist bilinçten yoksun işbirlikçiler konumundadır. Terörle mücadelenin, başta ABD olmak üzere emperyalizmle mücadele olduğu bilinmemekte, PKK’yla çatışılırken, İncirlik ABD’nin kullanımına verilmektedir. ABD yönetimindeki PYD, Kürt koridorunu adım adım gerçekleştirmektedir. Hükümet, “buzdolabına koyduğunu” söylediği barış sürecini yeniden başlatmanın hazırlıklarını yapmaktadır.

Ordunun küçültülmesi, yerel yönetimcilik, eğitimin dinselleştirilmesi, “Ilımlı İslam”, devlet biçiminin değiştirilmesi, ekonomik açmaz, hukuksuzluk, kamu mallarındaki talan ve kişi egemenliği gelinen yeri ortaya koymaktadır. Türkiye, eğer önlem alınmazsa, kısa bir süre sonra ulusal direncini tümüyle yitirecektir. Washington ve Brüksel, bu koşulları bilmektedir. Kendiliğinden dağılmayı beklemelerinin nedeni budur. Çünkü, koşulları onlar hazırlanmıştır.

Sorunu Yaratan Sorun Çözemez
Son dönemde dile getirilen; “Türkiye’nin Güneyinde devlet kurulmasına bedeli ne olursa olsun izin vermeyiz” türünden sözlerin bir değeri yoktur. Hükümet çevrelerinde ve yandaş medyadaki söylem değişikliği, halkı kandırmaya ve iç politikaya yönelik göstermelik girişimlerdir.
Gelinen noktanın sorumlusu AKP’dir. Bitirilmiş olan ayrılıkçı terörü canlandıran politikalar yürütmüş, askeri kışlasına kapatmış, çözüm süreci adını verdiği uygulamalarla bugünü hazırlamıştır. Sorunu yaratan, sorun çözücü, üstelik tek çözücü olarak ortaya çıkmaktadır. ne yazık ki Milleti yanıltılabilmektedir.

ABD'nin Orta Doğu Politikası. Ve TÜRKİYE
acikistihbarat-bilgipaylasim.blogspot.com.tr/2016/05/abdnin-orta-dogu-politikas-ve-turkiye.html